helyum
Bugün | İletişim | Künye | Arşiv | Sitene Ekle | Anasayfa Yap
Yeni Kayıt         Şifremi Unuttum!
haberokur logo HaberOkur  Türkiyenin Özel Haber Portalı - Anasayfa
banner
Yazı Boyutu : 12 punto14 punto16 punto18 punto
Rıfat Serdaroğlu

E-Posta:
rifatserdaroglu@gmail.com

BİZ CEMAAT DEĞİLİZ !...

Fethullah Gülen Cemaatinin önemli yayın organlarından olan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, “Cemaat değil Camia” adlı yazısında kendilerinin “Camia” olarak tanınması gerektiğini, gerekçelerini de maddeler halinde sıralayarak anlatmış…

“Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü” diye bir deyim vardır. Sebebi anlaşılmayan işler için kullanılır, bu da öyle. Cemaat gibi her adımını tartarak atan, sıkıştığında Vatikan’da ki Papa’dan- Amerika’da İstihbarat Örgütüne kadar danışabileceği çok sayıda dostu olan bir yapı, hangi hesapla adını değiştirmek istiyor? Ne oldu da çok iftihar edilen cemaatten, cemaatçilikten vazgeçilerek Camia’ya dönülmek isteniyor? Cemaat niçin kabuk değiştirmek istiyor?

Son 10 yıldır T.C Devletinin ve Hükümetinin yönetiminde neredeyse
“Koalisyon Ortağı” gibi rol alan, seçim zaferinin ardından Başbakanın canlı yayında teşekkürler ettiği Cemaatin bu atağını analiz etmeden önce Cemaat ile Camia arasındaki farkı bilmemiz gerekir…

Cemaat;
Bir imamın arkasında namaz kılan, inanç ve çıkar bağı ile birbirine bağlı, dinî niteliği olan insan topluluklarıdır. Bunlarda “Hocaefendi” veya “Şeyh Hazretleri” denen ve her dediği tartışmasız olarak kabul edilen ve uygulanan, kerametleri kendilerinden menkul, kul olduklarını unutmuş önderler bulunur. Cemaatler arasında korkunç bir çekememezlik vardır. Birbirlerinden, diğerlerini öldürecek kadar nefret ederler. Cemaatler, özellikle son yıllarda dinî faaliyetlerinden fazla ticari faaliyetleriyle de kendilerinden söz ettirmektedirler. Cemaatler, Türkiye’de parasal rant olan her yere saldırmaktadırlar.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın bu konudaki iddialarını dikkatle okumak gerekir…
Camia;
Ortak değerlere inanmış insanların bir araya geldikleri topluluklardır. Camialarda, o topluluğa emek veren kahramanlar, liderler, karşılıksız o topluluğa gönül verenler ön plandadırlar.

Bunlarda, birbirini kayırma, güç kazanma, parasal kaynaklara el koyma operasyonları olmaz.
Birlikte gülünür, birlikte sevinilir, birlikte ağlanır ama, başka değerleri paylaşanlarla kıran kırana bir kavgaya girilmez. Aksine Camialar birbirine “hoşgörü” ile bakarlar. Beşiktaş Camiası- Galatasaray Camiası- Fenerbahçe Camiası- Karayolu Camiası- Trabzon Camiası gibi.

Camialar dinî değil, lâik topluluklardır…
Cemaatten, Camiaya geçmenin bazı nedenleri;
* Cemaatin mensuplarını ve cemaatin Milyarlarca Dolar tutarındaki servetini, yaşlanan ve hasta olan “Hocaefendi” sonrasına hazırlamak,
*Cemaat ve tarikatların en büyük açmazları şudur; Hıristiyanlıkta bulunan “Ruhban Sınıfı”, İslam’da asla yoktur. İslam’da Allah ile Kul arasına kimse giremez. Hz Peygamber dahi, Allah tarafından sadece “Tebliğ” ile görevlendirilmiştir. Kendilerini Kilisenin Ruhban Sınıfı yerine koyup, kutsal dinimiz İslam’ı, güç-para-siyaset aracı olarak kullananlar günah işlediklerinin farkındadırlar. Bu yüzden bu kişiler “Hac İbadetini” yerine getiremezler.
Bunlar Suudi Arabistan’da yakalanırlarsa kafaları derhal kesilecektir.

Değişim isteğinin dinî yönü budur.
*Cemaatin esası “gizliliktir”. Yapılanmasını tamamlayıncaya kadar “İllegal” kalarak buna uygun davranırlar. Yapılanmasını tamamladıktan sonra “legal” hale gelmek isteyeceklerdir.
Cemaat, Bankalarıyla, Finans Kuruluşlarıyla, Faktöring Şirketleriyle, Medya Kuruluşlarıyla, Eğitim Kurumlarıyla ve diğer ülkelerdeki yatırımlarıyla, dev bir holding haline gelmiştir.
Hocaefendi’den sonra böylesine büyük bir ticari varlığı, “gizlilik” ilkesiyle yürütmek mümkün olmayacaktır. Gizlilik devam ederse, herkes birbirine girecektir. Bunu gören cemaat önderi, legalleşmek istemektedir.
*Yürürlükte olan Anayasamızın 174. Maddesine ve ilgili kanunlara göre Cemaat-Tarikat-Tekke –Zaviye gibi gizlilik içeren dinî kuruluşlar yasaklanmıştır.

AKP Hükümetinin göz yumması sebebiyle bunlar bugün için açık olarak faaliyettedirler. Yarın; Milli hassasiyetleri olan, Ulus Devlet ve Cumhuriyetimizin kuruluş değerlerine saygılı bir hükümet geldiğinde bunlar, serbestçe çalışamayacaklarını gayet iyi bilirler.
Bu yüzden “Camia” adında çalışmalarına devam etmek istemektedirler.

*Cemaat bu kararını, dışarıda hazırlanan bir taktik gereği almıştır.
Ne yapılırsa yapılsın, adı ne konursa konsun, Demokratik Hukuk devletinde, Cemaat ve Tarikat olmaz, gizlilik hiç olmaz. Cemaatin yazarlarının “demokrasi” adına bu yanlışlığı yıllardır sistemli ve bilinçli bir şekilde işlemeleri, insanların kafalarını karıştırmıştır. En ufak bir derneği bile denetleyen devletin, milyarlarca dolarlık kaynakların gizli olarak elde edilmesine ve bu servetin ekonomiye ve siyasete yön vermesine izin vermesi akıl alır gibi değildir.

Demokratik rejimlerde esas olan açıklık ve şeffaflıktır.

Cemaat, öncelikle mal varlığının ve Amerika’da yüz dönümden büyük bir çiftlikte çok sayıda adamıyla yıllardır lüks içinde yaşayan Hocasının bu harcamalarının kaynağının nereden geldiğini, Türk Milletine açıklamak zorundadır.
Yazıyı bağlayalım;
Yavru deve, annesine sormuş; “Bizim ayaklarımız niçin üç tırnaklı anne?”
-“Çölde yürürken ayaklarımız kuma batmasın diye.”
Yavru deve; “Bizim sırtımızda neden hörgüçler var?”

-“Çölde susuzluk çekmeyelim diye.”
Yavru deve; “Peki o zaman, hayvanat bahçesinde ne işimiz var anne?”

Rejimin adı; Demokratik Parlamenter Cumhuriyet ise, Devletin yapısı; Lâik-Sosyal bir Hukuk Devleti ise, cemaatin-tarikatın ne işi var?
Yoksa rejim değişti de, biz mi fark etmedik?...

Haberokur.com

Yazıyı paylaş :
Digg Facebook Twitter Google Reddit Technorati

<< Önceki || Sonraki >>


Yorum Ekle
Başlık:
Metin:
*Üye girişi yapılmadığından yorumlarınız "Misafir" rumuzu ile yayınlanır. Ücretsiz Üyelik için tıklayınız.
Tavsiye Et
Sayin okucuyumuz bu yazıyı istediğiniz kişiye gönderebilirsiniz.
*Kime:
*Kimden:
*Kisa Mesaj :
 
* İlgili yerleri boş bırakmayınız!
Yorum Yap
Tavsiye Et
Yazdır
Kaydet
Yorumlar ( 0 / 0 )
Diğer Yazıları
 
İlgili Haber
Haberokur.com Menü
darağacı DARAĞACI: Türkiye, İran, Suriye adlı kitap çıktı
Asıl HEDEF TÜRKİYE’dir.

Darağacı: Türkiye, İran, Suriye kitabında farklı alanlardan dört yazar Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye açısından 2012 gündemini mercek altına alıyor. Asıl HEDEF TÜRKİYE’dir. 2012 yılında Türkiye’yi hangi tehlikeler bekliyor?

Bir solukta okuyacağınız kitapta Ortadoğu’nun tarihi geçmişi ve bugünü arasında bizler Türkiye olayların neresinde yer alacak?

TÜM KİTAPÇILARDA...
logo
» Sitene Ekle  » Anasayfa Yap  » Sık Kullanılanlar  » RSS  » Site Haritası
© 2010-2012 Tüm haklari saklidir. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayinlanamaz.