helyum
Bugün | İletişim | Künye | Arşiv | Sitene Ekle | Anasayfa Yap
Yeni Kayıt         Şifremi Unuttum!
haberokur logo HaberOkur  Türkiyenin Özel Haber Portalı - Anasayfa
banner
Yazı Boyutu : 12 punto14 punto16 punto18 punto
Levent BULUT

E-Posta:
LeventBULUT@haberokur.com

Décapiter

Fransa'da çok meşhur bir sözlük vardır; Larousse

Bu sözlükte bir kelime var; "Décapiter"...

Bu kelime, 1931 yılındaki sözlükte; "boynunu vurmak" diye ifade ediliyor.

Kelimenin bir başka anlamı daha var; "Kazığa oturtmak", yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.

Burada, kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
"Türkler, bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."

Atatürk bunu öğrenince, Fransız Büyükelçisi"ni yemeğe davet ediyor.

Elçi, diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor; Atatürk tarafından davet edildiği için.

Köşke geliyor, yemekler yeniyor.

Atatürk tabii bir şekilde, Elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.

Atatürk; "Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca, Büyükelçi;
"Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.

Atatürk; daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde
Larouse"u getirtip, Büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi, daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında "kazığa oturtmak" konusunda verilen örnek
cümleye gelince, ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra
yutkunarak Atatürk"ün yüzüne bakıyor.

Atatürk diyor ki:
"Demek ki biz Türkler; bugün de esirlerlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi,
öyle mi sayın Sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız, bu doğru mu?"

Sefir, hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor
ki; "Efendim bu sözlük; Katolik Kilisesi"nin matbaasında basılmış,
bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim
hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."

Atatürk:
"Öyle mi, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere
karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren İstanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.

Bunu duyan Sefir, birden ayağa kalkıyor ve; "Ekselans, protesto ederiz" diyor.

Bunun üzerine Atatürk;
"Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere
dönerek; "Sefire yolu gösterin" diyerek, bir anlamda onu kovuyor.

Sonra ne mi oluyor?

Tabii Fransız hükümeti; laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.

Türkiye Cumhuriyeti kurulalı 8 yıl olmasına rağmen, Fransa gibi dönemin güçlü bir devletinde yayınlanan ama Türk milletini barbar gibi gösteren ifadeyi çıkarttırabiliyor.
Tıpkı, Kanuni'nin Fransa'da ortaya çıkan ama yeniçeriler arasında yaygınlaşan dansı Fransa'da yasaklattığı gibi.


1 yıl sonra 1932'de Milletler Cemiyeti Türkiye'nin cemiyete katılması önerisinde bulunur.

Gazi Mustafa Kemal : "Başvurmayı düşünmüyoruz fakat davet ederlerse katılırız." der.

Topluluk, `başvurma zorunluluğunu uygulamaktan ilk kez vazgeçer ve 43 üyenin oybirliğiyle Türkiye'nin topluluğa davet edilmesine karar verir. Bu davet üzerine Türkiye, Milletler Cemiyeti'ne katılmayı kabul eder.

80 yıl önceki durum böyleyken, bugün 50 yıldır AB'nin kapısında üye olmak için bekleyen ve taviz üstüne taviz veren bir Türkiye var.
80 yıl önce rahatsız olduğu ifadeyi başka bir ülke de yayınlatılan sözlükten çıkartabilen Türkiye , bugün burnunun dibinde bulunan kamplara dokunamıyor. Kamplara dokunamadığı gibi, karakollarımıza komşu ülkeden saldırılar düzenlenip şehitler verdiğimizde peşlerinden dahi gidemiyor.

Bölge lideriyiz dünya liderine sahibiz deyip de, nerden nereye geldiğimizi göremeyenlere ithaf olunur.


Yazıyı paylaş

Yahoo Facebook Google Del.icio.us Digg Haber.gen.tr

Reddit Technorati Slashdot Stumbleupon Windows

Squidoo Ask Sitene Ekle Üye Ol


Yazıyı paylaş :
Digg Facebook Twitter Google Reddit Technorati

<< Önceki || Sonraki >>


Yorum Ekle
Başlık:
Metin:
*Üye girişi yapılmadığından yorumlarınız "Misafir" rumuzu ile yayınlanır. Ücretsiz Üyelik için tıklayınız.
Tavsiye Et
Sayin okucuyumuz bu yazıyı istediğiniz kişiye gönderebilirsiniz.
*Kime:
*Kimden:
*Kisa Mesaj :
 
* İlgili yerleri boş bırakmayınız!
Yorum Yap
Tavsiye Et
Yazdır
Kaydet
Yorumlar ( 1 / 1 )
Teşekkürler
Levent Bey,her iki anıyı da yıllar önce okumuştum,tekrar hatırlattığınız için teşekkürler.Atamız büyük devlet olmanın yollarını göstermişti ama biz onu unutup şimdi taşeron olmayı yeğledik...Güleriz ağlanacal halimize..

Gön.: Misafir , 02:51   25 Kasım 2011
Diğer Yazıları
 
İlgili Haber
Haberokur.com Menü
darağacı DARAĞACI: Türkiye, İran, Suriye adlı kitap çıktı
Asıl HEDEF TÜRKİYE’dir.

Darağacı: Türkiye, İran, Suriye kitabında farklı alanlardan dört yazar Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye açısından 2012 gündemini mercek altına alıyor. Asıl HEDEF TÜRKİYE’dir. 2012 yılında Türkiye’yi hangi tehlikeler bekliyor?

Bir solukta okuyacağınız kitapta Ortadoğu’nun tarihi geçmişi ve bugünü arasında bizler Türkiye olayların neresinde yer alacak?

TÜM KİTAPÇILARDA...
logo
» Sitene Ekle  » Anasayfa Yap  » Sık Kullanılanlar  » RSS  » Site Haritası
© 2010-2012 Tüm haklari saklidir. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayinlanamaz.