Kimse Senden Değilse Sen Kimsin?Başbakan Erdoğan son günlerde Turgut Özal’ın Azerbaycan politikasını bana anımsatıyor. “Onlar bizden değil, onlar Alevi” demişti. Dünya bilir ki onlarla biz iki devlet tek milletiz. Turgut Özal hangi akla hizmet, bu lafı etmişti. Ama ne oldu, kendisi bitti, partisi de bitti.Alevi demek, Türkoğlu Türk demektir, Oğuz oğullarının kaynaşma ve millet olma kültürünü yaşatan, “Birliğimiz dirliğimizdir” demeyi ilke edinmiş olandır. Bütün Türk devletlerinin mayasıdır Alevi kültürü. Bir lider eğer Alevi inanışlıları öteliyorsa bütün Türkleri karşısına alır, sonunda kendini ötelemiş olur. Turgut Özal’ın politikalarının cezasını hala çekiyoruz. Turgut Özal deyince bir de 24 Ocak, yani emeğin ve kamuda örgütlülüğünün yok edilmesi gelir aklıma. 27 Mayıs anayasasıyla gelen sendikal hakların, çalışma barışının, sınıf dayanışmasının kaldırılması ve sendikacılığın bitirilmesi gelir aklıma. Tayyip Erdoğan’dan bu bağlamda ne kalacak akılda derseniz, iş güvencesinin kalmadığı, memurun sözleşmeli olduğu, işçinin evde oturup bugün iş çıksa da bir gün çalışsam diye bekleyeceği kölelik sistemi gelecek aklıma. İslam, barış dinidir, köleliğin kaldırıldığı, paranın kutsanmadığı dindir. Buğdayı yetiştirdiğin vatan toprağını sevmek imandandır. Paranın üzerinden buğdayı kaldıracaksın, öyle yasalar çıkartacaksın ki ekilebilir araziyi yabancıya satacaksın, kendi köylün topraksız kalacak, yoksul düşecek, bir de dindarım diyeceksin. Şeytan Evliyaları kitabının yazarı Eren Erdem’in dediği gibi, camiye giderken Müslüman, Meclis’e giderken Hıristiyan, pazara giderken Yahudi olacaksın ve ben dindarım diyeceksin, bu olmaz. Bu toprağa dışarıdan don biçenler var. Onlar burada kardeş kavgası istiyor, mezhep çatışması istiyor, ki, kendilerini kurtarıcı melek göstersinler, gelip işgal etsinler. 1915’de çıkarttıkları Ermeni ayaklanması da buydu. Doğu’da Ermeni ayaklanması varken batıdan başta İngiliz krallığı, emperyalist devletler çullandı topraklarımıza. Kanla irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti, Allah Allah nidalarıyla… Şimdi şehitlerimizi dinsiz saymaya mı geldik? Sayın başbakanımız bizi Cumhuriyeti kuran büyük babalarımızdan, başta Atatürk’ümüzden, Fatma Seher annelerimizden ayırıyor? Bizim çocuklarımızı onlar gibi değil, dindar yetiştirecekmiş. Dedelerimizin dindar olmadıklarını söylemeye getiriyor. Yanlış anlıyorsam lütfen düzeltin. Başbakanımızın bu konuda bir açıklama yapmasını, yanlış anlaşılmaya sebebiyet verdiği için özür dilemesini bekliyorum. Hıristiyan işgalinden yurdumuzu kurtaranlar dinsiz oldu, yurdumuzu Haçlılara peşkeş çekenler dindar oldu. Restore ettiklerini geçtik, açtığı 94 bin Protestan İngiliz kilisesi nedir? Başbakanımız ağzını hiç hayra açmıyor. Dilinden şer dökülüyor. Sadece dinle ilgili değil, her konuda kendi halkını kamplara bölecek laflar ediyor. Toplumu birbirine küstürüyor, kabuk bağlamış çıbanları kanırtıyor, iç çatışmaya kıvılcım çakıyor. Tarihte yaşanmış acıları sinsice kaşıtarak sürekli güncellemeyi öneren Vamık Volkan gibilerin yolundan gidiyor; sürekli korku ve düşman yaratıyor. Her konuşmasında birilerini ötekileştiren dil kullanıyor. Oysa İslam, birlik olma dinidir, barış içinde olma dinidir! Açarsak, birliği bozan baş kötülük, aşırı zengin ile yoksulu aynı mahallede yaşatan düzendir, bir de topraksız Kürt köylüsüyle toprak ağasının ilişkisidir. Birliği bozan bir diğer kötülük ise, köylüyü borçlandırarak elinden toprağını almaktır. Dahası, orman köylüsünün toprağını elinden alıp yabancıya veren, köylüye adil olmayan bir düzen getiren sömürge yasalarıdır. Bu eşit (adil) olmayan ilişkileri yaratanlar, nasıl kötülük tohumu ektiklerini bilmiyorlar ve kendilerini dindar diye tarif ediyorlarsa, ortada bir asimetrik/uyumsuz durum var demektir. Evrenin tek kuralı uyumdur. Uyumsuz olanı doğa yok eder. “Kadere karşı gelmek” aslında budur. Şer saçanlar böyle bir evrensel kuralı, yani uyumu bozdukları için er geç kendileri yok olurlar. Birlik olmanın temelinde eski deyimle ADİL DÜZEN vardır. Adil olan, herkesin karnını doyuracak şekilde bir parça toprağa sahip olması, ineğini, koyununu doyuracak şekilde de ortak otlaklara sahip olmasıdır. Bu adil toprak ilişkisi Oğuz töresidir ve o nedenle İslam bu toprağın mayasına uygun olan dindir, “Toprak (mülk) Allah’ındır” der. İnsan-toprak ilişkisini bozan yasalar çıkartan bir başbakan istediği kadar kendini dindar diye tanımlasın, toprağı elinden alınan köylüye, deresi İsrail’e satılmış Antalyalıya, HES’lerin çamuruna boğulmuş Rizeliye dindar olduğu anlatamaz. Türkiye bir iç çatışmaya sürükleniyor. Köln’deki yan yana üç cami gibi, birbirinin camisinde namaz kılmayan Türkler haline gelmek istemiyorsak, birliğimize sıkılmış her sözü dirliğimize sıkılmış kurşun gibi görelim. Bu işte kendisine rol verilmiş kimi ekran kuşları da vardır, lütfen itibar etmeyelim. İslam, bölücü değil birleştirici olan dinin adıdır, unutmayalım. Herkesi bir başkası sayan başbakana soralım; kimse senden değilse sen kimsin? Gürcü’yüm demişti, oradan soralım. Hıristiyan Gürcü mü, Müslüman Gürcü mü, yoksa Yahudi-Ermeni hanedandan gelen Gürcü kral Bağradi’lerden mi? Yoksa, 1204’de İstanbul’dan kovulan Ciniuzların Trabzon’da kurduğu Rum kolonisinin Gürcistan kraliçesi Tamara ile akrabalığına atfen bölgeye coğrafi ad olarak Gürcistan denilmesini mi kast ediyorsun? Bilmiyor ki, bölgenin en eski coğrafi adı ELİZAN’dır, halkının adı da EYZİ/Oğuzi’dir. Kolkhis de denir, açılımı Kol-Khis, Oguli-Oğuz, yani Oğuzoğlu’dur. Çeşitli Türk dillerinde konuşurlar, dayanışma içindedirler, aynı kemençeyle oynarlar, aynı tulumla coşarlar, aynı yaylaya çıkarlar, karşılıklı kız alıp verirler, ayrım asla yapmazlar. İşte, sayın başbakanın gerçek kimliği bu son anlattığımdır, onu bilmez. Herkesi ötekileştirirken kendisini de ötekileştirdiğinin farkında değildir. Başbakanın kendini asla tarif edemeyeceği bir kimlik, OĞUZLU olmak. Anadolu’da ve Suriye’de ve İran’da ve Azerbaycan’da ve bütün Asya’da, her kapıyı açan anahtar sözcüktür Oğuzlu olmak, bunu başbakanımız da bilsin! Haberokur.com Yazıyı paylaş : << Önceki || Sonraki >> Yorum Yap Tavsiye Et Yazdır Kaydet Yorumlar ( 0 / 0 )
|
Diğer Yazıları
» Değerli Gazeteci Altemur Kılıç'a
» Bir Bahar Akşamı Akün Tiyatrosunda » Anıtkabir'in Karşısına Din Öğretimi Okulu » Fransa'nın Kürtsever Yeni Cumhurbaşkanı » Çanlar Liseler İçin Çalıyor » İslâm Sembollerimize Saygı İstiyoruz » Egemenlik Bayramı Özellikle Çocuklarındır » Mühendis Odalarının Artık Denetim Yetkisi Yok » Bayramlar Birlik Günüdür » Piyasacı 28 Şubat'ın Eğitim Ayağı İlgili Haber Haberokur.com Menü
DARAĞACI: Türkiye, İran, Suriye adlı kitap çıktıAsıl HEDEF TÜRKİYE’dir. Darağacı: Türkiye, İran, Suriye kitabında farklı alanlardan dört yazar Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye açısından 2012 gündemini mercek altına alıyor. Asıl HEDEF TÜRKİYE’dir. 2012 yılında Türkiye’yi hangi tehlikeler bekliyor? Bir solukta okuyacağınız kitapta Ortadoğu’nun tarihi geçmişi ve bugünü arasında bizler Türkiye olayların neresinde yer alacak? TÜM KİTAPÇILARDA... |